IT süreçlerinde trendlerin esiri olmak

Aslına bakarsanız sadece yazılım süreçlerinde değil, hayatın her alanında trendlere esiriz. Özellikle kurumsal yapılarda değişim ve çağa ayak uydurma isteği herşeyin hızla değiştiği günümüzde resmi daha yukarıdan gören IT yöneticilerini trendlerin peşinden koşmaya iterken, resmi aşağıdan gören IT profesyonellerinde ise kafa karışıklığına yol açıyor.

Peki sıkıntı nerede?

Sıkıntı hayatın ritminde.

Hayat biraz hızlı akıyor ve trendler bu hıza ayak uydurmamızda ya bize yardım ediyor ya da bir sonraki trende kadar yerinde saymıyormuşuz izlenimi yaratıyor.

Kafalar mı karıştı? Memnuniyetle açayım:

Bütün iş ne yaptığımızda bitiyor, hangi trendin peşinden gittiğimizde değil.

O gün geliştirdiğiniz web uygulamaları DevOps bakış açısına uygunsa başarılı oluyorsunuz, sizin gözünüzde DevOps en mükemmeli oluyor ama örümcek ağına dönmüş bir ERP sisteminde DevOps aynı sonucu vermiyor.

Agile ile hızlı ve mükemmel sonuçlar alabildiğiniz küçük çaplı projeleriniz var ama aynı anda onlarca kişinin çalıştığı bir Agile projesi ile darboğaz yaşayabiliyorsunuz.

Neden?

Aslında cevap çok basit:

Tek bir trende takılıp gitmek yerine işe uygun yöntemi uygulamak gerekiyor. Trendleri birer araç olarak kullanmak yerine amaç olarak kullanıyoruz.

Bugün büyük kurumlara baktığımızda bir çoğunu bir DevOps çılgınlığının sarmış olduğunu görüyoruz, aynı kurumlar 5–10 yıl önce harıl harıl Agile peşinde koşuyorlardı, son zamanlarda ScrumMaster iş ilanlarında ne kadar azalma olduğunu belki takip edenler de fark etmişlerdir.

Yapılması gereken projeyi iyi anlamak, ihtiyacı trende uydurmaya çalışmak yerine doğru yöntemi belirleyerek ilerlemek, tabii ki bu arada projeyi/operasyonu doğru yönetmek her zamanki gibi önemini koruyor.

Yöntemin doğru seçildiği, kaynakların doğru planlanıp, değişimin doğru yönetildiği bir iş başarıya ulaşır, ayaklardan birindeki dengesizlik tüm işi bozar.

Süreç kelimesinin anlamını unutmamak gerekir:

“Girdileri alıp bir çıktıya dönüştüren her faaliyete süreç denir.”

Herşeyde yaptığımız gibi bu konuda da anlamın içini boşalttığımızdan isimlerin peşinden koşup gerçekte yapmamız gerekenden sapıyoruz, girdileri çıktıya dönüştürmek yerine arayı trendlerle dolduruyoruz. Halbuki bu yöntemleri birer araç olarak kullanmayı öğrenebilsek yakaladığımız esneklik ile daha doğru adımlar atabileceğiz.

Biz ne yapıyoruz? Lean/Agile/DevOps yapıyoruz diye aracımız olması gereken yöntemleri amacımız haline getiriyoruz.

Pek çok kurum tarafından düşülen bu hatadan nasıl kurtulursunuz diye sorarsanız cevabım basit:

İşin teknik derinliğinde boğulan ya da müşteri ile cebelleşen IT yöneticileri yerine yönetim sistemleri ve farklı teknikleri bilen, trendleri takip eden kişileri proje/operasyon yönetiminde kullanmak, kurum içinde bu tarz çalışanları teşvik etmek.

Tabii ki bunu yaparken çok iyi bir teknik çalışanı ya da harika bir satışçıyı da aşağıda tutmamak lazım, aynı kademelerde yükselme şansı her farklı kolda olmalı ki tüm çalışanlar daha iyi kazanabilmek için yöneticiliğe yönelmesinler.

IT proje/operasyon yöneticisi ekibinin yaptığı işi anlayacak kadar teknik bilgiye sahip olmanın yanında proje/operasyona uygun yöntemleri takip edebilecek, standartlara uyum sağlayabilecek vizyonda ise başarı gelir. Aksi takdirde bugün denediğimiz trend yarın çöp olur, tıpkı dünün trendinin bugün yüzüne bakılmadığı gibi.